Düşünce gücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düşünce gücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2010 Pazar


DÜŞÜNCELERİMİZİ KONTROL EDEBİLİRİZ.


Hepimiz düşüncelerimizin yaratıcı olduğunu ve bugünkü düşüncelerimizle geleceğimizi şekillendirdiğimizi biliyoruz. Zihnimizin konrolünü ele alabilirsek yaşamımızın sorumluluğu ve kontrolü elimize geçer.


Yaşamımız içinde olumsuz birçok duygu ve düşüncenin zihnimizden gelip geçmesine engel olamayışımızın en önemli sebeplerinden biri; zihnimize hakim olabilecek “konsantrasyonu” sağlayamamamızdır. Düşüncelerimize konsantrasyonumuzu geliştirebilirsek her türlü olumsuz düşünce kalıbımıza hakim olabiliriz.


Size önereceğim çalışma süresince, tüm zihinsel ve duygusal işlevlerinizin tam kontrolünü ele almaya ve negatif düşünce ve duygulara zihninizde yer vermemeye şimdi karar verebilirsiniz. Kulağa çok güzel geliyor değil mi? Belli bir disiplin ve kararlılıkla çalışmaya başlarsanız gerçekten başarırsınız.


BİRİNCİ AŞAMA:


Başlangıç ya da hazırlık safhası denen birinci aşama, çalışma öncesi kendinizi zihinsel olarak hazırladığınız “ön hazırlık” devresidir.


Önce kendinizi yoğun olarak bu çalışmaya ve başarmaya hazır hissedin. Unutmayın bu çalışmayı başarmanız, bütün hayatınızı olumlu yönde etkileyecek ve konsantrasyonunuzu geliştirecek.


“Düşünce kontrolü” uygulamasına geçmeden önce en az 1 hafta süreyle kendinizi gözlemleyin. Günlük hayatınızda, olaylar karşısında duygu ve düşüncelerinize ne derece hakim olduğunuzu sadece gözlemleyin. Düşüncelerinizin akışını ve hızını izleyin. Olumsuz düşüncelerinize engel olmaya çalışmadan sadece gözlemci olun. Böylelikle sizi 1 hafta sonra bekleyen engellerin ne olduğunu önceden farkedebileceksiniz.


İKİNCİ AŞAMA:


“Düşünce kontrolü” çalışmasını ilk kez uyguluyorsanız. Haftada bir günlük “zihinsel perhiz” çalışması yapmanız uygun olur.


Bir ay boyunca haftada 1 gün olmak üzere dört uygulama yapmalısınız. Haftanın belli bir gününü seçerek işe başlayabilirsiniz.


Seçtiğiniz gün boyunca olumsuz düşünce ve duygulara zihninizde yer vermeyi reddedin.


Bir ay boyunca dört “düşünce kontrolü” çalışmanızı tamamladıktan sonra üçüncü aşamaya hazırsınız demektir.


ÜÇÜNCÜ AŞAMA:


Çalışmanın üçüncü ve son aşamasında bir haftalık “düşünce kontrolü”nü gerçekleştireceksiniz. Tam bir hafta boyunca aşağıdaki “SEKİZ TEMEL PRENSİBİ” uygulayarak bu çalışmayı başarabilirsiniz:


1. Birbirini izleyen 7 gün boyunca, zihninizde olumsuz düşünce ve duygulara yer vermeyin.


2. Kendinizi olumsuz bir düşünceye ya da duyguya odaklanmış durumda yakalarsanız ki bu olacaktır; derhal çalışmanızı hatırlayın. Bu size itici bir güç verecek ve olaylar karşısındaki dayanma gücünüzü arttıracaktır.


3. Çalışmanız boyunca şunu unutmayın: Birçok insanın otomatik olarak yaşadığı bu dünyada bu, bilinçli yaşamaya doğru attığınız çok önemli bir adım. Bunun önemini hissedin. Mutlaka başarıya ulaşacaksınız.


4. Çalışma yaptığınız yedi gün boyunca her sabah yatağınızdan kalkıp, güne başlarken sizi güçlendirecek telkinleri kendinize uygulayın. Böylelikle güçlendirici zihinsel ve duygusal davranış biçimlerine daha sabahtan kendinizi odaklamış olursunuz.


5. Bir hafta boyunca, tüm dikkatinizin sorunlara değil, çözümlere dönük olduğundan emin olun. Bir zorlukla karşılaştığınızda hemen çözümün ne olabileceğine odaklanın. Sorunu değil, çözümü düşünün...


6. Geriye doğru kayarsanız, yani kendinizi olumsuz düşünce ve duygulara yönelmiş durumda yakalarsanız, üzülmeyin. Hemen değişirseniz bunun pek sakıncası yoktur. Ama bu tür düşüncelere belli bir sürenin üzerinde takılıp kalmayı sürdürüyorsanız, çalışmadaki başarınızdan uzaklaşıyorsunuz demektir. Bu süre 10 saniyeyi geçmemelidir. Çalışmanızın boşa gitmesine izin vermeyin.


7. Sorunlarla karşılaştığınızda kendinizi olayın dışında görmenizi sağlayacak ve buna bağlı olarak objektif bir biçimde durum değerlendirmesi yapmanızı sağlayacak şu soruları kendinize sorabilirsiniz:


“Ben karşılaştığım bu olaydan ne öğrenebilirim?”

“Bu durumun bana anlatmak istediği şey nedir?”

“Bu olayla niçin karşılaştım?”

“Karşılaştığım bu olayı öfkelenerek ya da üzülerek halledebilecek miyim?”

“Öfkemin ya da üzüntümün bana bir yararı olacak mı?”


Bu sorular sakinleşmenizi ve daha “objektif” değerlendirmeler yapmanızı sağlayacaktır.

Burada amacımız hayatın sorunlarını görmezden gelmek değil, kendimizi sorunlar karşısında daha sağlıklı ve yapıcı bir zihin durumuyla bunların üstesinden gelmektir. Zihninizi yapıcı ve verimli hale soktuğunuzda, aradığınız çözümler çok daha kolay ve hızlı bir şekilde gelir.


8. Olayların hem içinde, hem de dışında yaşama alışkanlığını geliştirin. Yani zaman zaman kendinizi ve olayları dışardan seyredin... Olayla olay olmadan objektif bakmaya çalışarak dışardan kendinizi ve olaylara verdiğiniz tepkileri izleyin. Zaman zaman yaşamınıza dışardan bakın ve kendinizi gözlemleyin.


Çalışma yaptığınız bir haftalık süre boyunca başarı ve başarısızlıklarınızı not ederseniz, sizi etkileyen ve kontrolünüzü bozan olayları tespit eder ve bir sonraki çalışmada aynı hataları tekrarlamamış olursunuz.


Bu çalışmayı belirli aralıklarla tekrarlayabilirsiniz. Bu yedi günlük süre bitince en az iki hafta boyunca normal düşünce ritminize dönüp daha sonra yeniden bir haftalık çalışmayı uygulayabilirsiniz.


Yaşamlarında başarılı ve mutlu olan insanlar, olaylar ve zorluklar karşısında zihinlerini açık, net ve duru durumda tutan, olayla olay olmamayı başaran insanlardır.


Çoğunun ortak kuralı; Hayatta hiçbir zaman vaktinizin %10’undan fazlasını bir soruna harcamayın, en az %90’ını sorunun çözümüne harcayın. Hele küçük şeyleri asla dert etmeyin. Unutmayın ki, onlar yalnızca “küçük” şeylerdir.


Sevgiyle kalın.

6 Ekim 2010 Çarşamba


DÜŞÜNCELERİMİZİN GÜCÜ


Günlük hayatımızda düşünürken ya da konuşurken çoğumuz kelime seçimlerimize çok az dikkat eder ve genellikle olumsuz kalıplarla konuşuruz.


Zihnimizde sürekli tekrarlanan düşünceler, bizden çıkarak zihin yasasına girer ve yaşam deneyimi olarak bize döner.


Söylediğimiz sözler düşüncelerimizin uzantısıdır.


Düşüncelerinizi ve sözlerinizi izlemeye başlayın, olumsuz ya da sınırlayıcı sözleri sık sık tekrarlıyorsanız onları değiştirmeye çalışın. Olumsuz bir hikaye dinlediğinizde bunu herkese anlatmayın. Her anlattığınızda bunu tekrar tekrar onaylamış olursunuz. Olumlu bir hikaye dinlediğinizde ya da yaşadığınızda ise herkesle paylaşın.


Çevrenizdeki insanların neyi nasıl söylediklerine dikkat edin. Söyledikleri şeylerin hayatta deneyimledikleriyle ilgili olup olmadığına bakın.


Birçok kişi hayatını “meli-malı” kalıplarına bağlı olarak yaşar. Bu zorunluluk kalıplarını düşünce tarzınızdan ve sözlüğünüzden çıkarmamız çok önemlidir. Bunu yaptığımızda kendimize yüklediğimiz baskıdan büyük ölçüde kurtuluruz.


“İşe gitmek zorundayım, şunu yapmak zorundayım, bunu yapmak zorundayım...” dedikçe kendi üzerimize korkunç bir baskı yükleriz.


Bunun yerine “yapmayı seçiyorum” kalıbını kullanalım. “İşe gitmeyi seçiyorum, çünkü harcamalarımı ve faturalarımı ödememi sağlıyor”.


Zorunda olmak yerine “yapmayı seçiyorum” kalıbı hayatımıza çok farklı bir bakış açısı kazandırır.


Birçoğumuz “ama” kelimesini çok sık kullanırız. Cümlemize olumlu bir ifade ile başlar sonra da “ama” diyerek bilinçaltımıza çelişkili ifadeler göndeririz.


Konuşurken “ama” kelimesini ne kadar sıklıkta kullandığınıza dikkat edin. Olumlu cümlelerinizi “ama” ile sonlandırmayın.


Gün içinde düşüncelerinizi ve sözlerinizi izleyin. Kullandığınız kelimeleri farkına varmaya başlayacaksınız. Bir şeyi üç kereden fazla söylediğinizi duyarsanız hemen not edin, çünkü bu bir kalıptır. Bazı kalıplar olumlu ve destekleyici olabilir ama sürekli tekrarladığınız çok olumsuz kalıplarınız da olabilir.


Gece uykuya dalmadan önceki son düşüncelerinize dikkat edin. Güçsüzleştirici ve olumsuz düşüncelerden uzak durun. Uyumadan önce geleceğinizle ilgili mutlaka olumlu şeyler düşünün ya da hayal kurun. Sabah yataktan kalkmadan önce de aynı şeyleri yapın.


Hayatınız boyunca şimdiye kadar deneyimlediğiniz bütün olaylar ve yaşam deneyimleriniz geçmişten kaynaklanan kendi düşünceleriniz ve duygularınız tarafından yaratıldı.


Sorumlu aramayın, hayatımızın sorumluluğu elimizde. Bu hem ürkütücü hem de muhteşem bir şey.


Geçmişi sevgiyle serbest bırakın ve sizi bugünkü farkındalığınıza taşıdığı için ona minnet duyun. Şu anda yaptığınız şey düşüncelerinizle ve duygularınızla yarınınızın zemini hazırlamaktır. Yarın da bir şey yapamayız ve geçmiş için de yapabileceğimiz bir şey yoktur.


Hayatımızla ilgili şeyleri sadece “bugün” yapabiliriz.


Asıl önemli olan, şu anda neyi düşünmeyi, neye inanmayı seçtiğimizdir.


Düşüncelerinizin ve duygularınızın kontrolünü ele aldığımızda hayatınızın kontrolü de elinize geçer. Zihninizin kontrolü sizdedir.


Siz, yaşamın harika sevgi dolu bir ifadesi olmak üzere yaratıldınız. Yaşam kendinizi ona açmanızı bekliyor; sizi bekleyen güzelliklere kendinizi layık hissetmenizi bekliyor.


Evrenin bilgeliği ve zekası onu kullanmanız için bekliyor.


Kendi içinize yönelin ve kim olduğunuzu keşfedin.


Bir sonraki yazımda Düşünce Kontrolünü tekniğini anlatacağım.


Sevgiyle kalın.